
Reh-i aşkında bî-sabr u şekîbim yâ Rasûlallah
Seni her kim severse ben rakîbim yâ Rasûlallah
Kabûl eyle civâr-ı izzetinde çekmeyim gurbet
Bilirsin kendi şehrimde garîbim yâ Rasûlallah
Gözüm yaş ile mâlâmâl gönlüm aşk ile memlû
Baîdim sûretâ, mânen karîbim yâ Rasûlallah
Debistân-ı hakîkatte olup şâkird-i nâkâbil
Velî fenn-i mecâzîde edîbim yâ Rasûlallah
Nola şerh eyledikçe vasfını cezb-i kulûb etsem
Senin bîmârın olmuşken tabîbim yâ Rasûlallah
Sevgili! Aşkının yolunda dur durağım kalmadı, sabrım tükendi. Seni her kim severse artık ben ona rakîbim, ey sevgili!..
Beni de ümmetlerin arasına kabul eyle de kutlu yurdunda gurbet çekmeyeyim artık. Bilirsin, (sensizlik yüzünden) kendi şehrimde de garibim ey sevgili!...
Gözümün yaşları taştı, gönlüm ise aşkının ateşiyle dopdolu. Suretâ (akan göz yaşı gibi) uzağına düşüyorum, ama mânâ itibariyle (kalbimde yanan ateş gibi) sana yakından da yakınım ey sevgili!..
Hakikat mektebinde yeteneksiz bir öğrenci durumundayım; amma mecaz ilminde (senin aşkını çekmekte) bir üstat sayılırım ey sevgili!..
Senin medhini dile getirdikçe çevremde gönüller toplansa ne çıkar; değil mi ki senin aşkının hastalığına tutuldum, artık bir tabip sayılırım ey sevgili!...jpg)