dinsdag, april 21, 2009

Nazîm'den (ö. 1727)


Reh-i aşkında bî-sabr u şekîbim yâ Rasûlallah

Seni her kim severse ben rakîbim yâ Rasûlallah

Kabûl eyle civâr-ı izzetinde çekmeyim gurbet

Bilirsin kendi şehrimde garîbim yâ Rasûlallah

Gözüm yaş ile mâlâmâl gönlüm aşk ile memlû

Baîdim sûretâ, mânen karîbim yâ Rasûlallah

Debistân-ı hakîkatte olup şâkird-i nâkâbil

Velî fenn-i mecâzîde edîbim yâ Rasûlallah

Nola şerh eyledikçe vasfını cezb-i kulûb etsem

Senin bîmârın olmuşken tabîbim yâ Rasûlallah


Sevgili! Aşkının yolunda dur durağım kalmadı, sabrım tükendi. Seni her kim severse artık ben ona rakîbim, ey sevgili!..

Beni de ümmetlerin arasına kabul eyle de kutlu yurdunda gurbet çekmeyeyim artık. Bilirsin, (sensizlik yüzünden) kendi şehrimde de garibim ey sevgili!...

Gözümün yaşları taştı, gönlüm ise aşkının ateşiyle dopdolu. Suretâ (akan göz yaşı gibi) uzağına düşüyorum, ama mânâ itibariyle (kalbimde yanan ateş gibi) sana yakından da yakınım ey sevgili!..

Hakikat mektebinde yeteneksiz bir öğrenci durumundayım; amma mecaz ilminde (senin aşkını çekmekte) bir üstat sayılırım ey sevgili!..

Senin medhini dile getirdikçe çevremde gönüller toplansa ne çıkar; değil mi ki senin aşkının hastalığına tutuldum, artık bir tabip sayılırım ey sevgili!..

0 reacties: